Sermaye Piyasası ve Borsa Temel Bilgileri – 2
07 Nisan 2010 by: admin->
![]()
2. SERMAYE PİYASALARI VE BORSALARIN TARİHİ, İŞLEVLERİ
2.1.Sermaye Piyasalarının Tarihi
2.1.1.Osmanlı Dönemi
Avrupa’da yaÅŸanan sanayi devrimi ve sömürgecilik hareketleri büyük anonim ÅŸirketlerin ortaya çıkmasına ve bunların halka açılmasına yol açtığında, Türkiye’de yaÅŸanan yabancı tacirler ve azınlıklar bu ÅŸirketlerin tahvil ve hisse senetleriyle ilgilenmeye baÅŸlamışlardır. O dönemde tedavülde altın para olması, kambiyo kontrolünün bulunmaması ve kapitülasyonların saÄŸladığı serbesi sayesinde bu kiÅŸiler dışarıya para çıkararak alım-satım yapmıştır.
Daha sonra Tanzimat hareketinin de etkisiyle Türklerde bu konuya ilgi göstermiÅŸlerdir.Dışarıdan alınan kıymetlerin el deÄŸiÅŸtirmesi kısa zamanda bizde de bir piyasa oluÅŸturmuÅŸ, buna da Galata bankerleri ön ayak olmuÅŸlardır.1854 Kırım Harbi dolayısıyla çıkarılan borçlanma tahvilleri, bunu takiben devletin çeÅŸitli vesilelerle çıkardığı tahviller, Türkiye’de faaliyet gösteren ÅŸirketlerin (özellikler ÅŸimendifer,elektrik, gaz ve tramvay ÅŸirketlerinin) meÅŸrutiyetten sonra da yerli ÅŸirketlerin tahvil ve hisse senetleri piyasa alınıp satılmıştır.
İlk olarak 1864′te Galata bankerleri bir dernek kurmuÅŸ, 1866′da hükümetçe ilk borsa İstanbul’da kurulmuÅŸtur. Bu borsada yerli ve yabancı tahvil ve hisse senetleri Avrupa borsalarıyla telgraf irtibatı kurulmak suretiyle iÅŸlem görmüş; örneÄŸin Panama tahvilleri ve SüveyÅŸ Kanalı hisse senetleri çok defa yabancı bankaların aracılığı ile varlıklı Türk ailelerince satın alınmıştır.
Birinci Dünya Savaşı ve KurtuluÅŸ Savaşı piyasası etkilemekle beraber, Cumhuriyetin ilanından sonra kapitülasyonların kaldırılması, yabancı ÅŸirketlerin millileÅŸtirilmesi, kambiyo kontrolünün getirilmesi ve İstanbul Esham ve Tahvilat Borsasının Ankara’ya taşınması bu ilk sermaye piyasasının sonu olmuÅŸtur.
2.1.2. Cumhuriyet Dönemi
Ülkemizde sermaye piyasasının yeniden doÄŸuÅŸu 1960′lı yıllarda Hürriyet tahvilleri ve tasarruf bonoları ile baÅŸlar. Tasarruf bonoları tamamen,Hürriyet tahvilleri ise kısmen zorunlu tasarruf mahiyetinde olduÄŸu için, kısa zaman sonra bunları alanlar paraya çevirme imkanı aramaya baÅŸlamıştır.Piyasada bazı iÅŸbilir kimseler de bunları faiz oranlarına ve vadelerine göre kırarak satın almış, zamanla ara simsarlar da türemiÅŸ ve bu iÅŸ arzuhalcilere kadar inmiÅŸtir. Alıcılar, üstüne belli bir kâr koyarak bunları parasını deÄŸerlendirmek isteyenlere satmasıyla ilk defa el menkul kıymetler piyasası doÄŸmuÅŸ oldu.Bu piyasanın doÄŸuÅŸunun asıl nedeni, birinci el olarak devletçe çıkarılan tasarruf bonolarının faiz oranlarının cari piyasa faizinin çok altında oluÅŸu idi. (%6) Cari faiz oranı ise o günlerde %12′nin üzerindeydi. İkinci el alım ve satımlarda fiyat, faiz randımanı %12 olacak ÅŸekilde ayarlanıyordu.
1980′lerde Tasarruf Bonoları tamamen piyasadan çekilmiÅŸtir. Ancak menkul kıymetler piyasası artık kurulmuÅŸtu.BaÅŸlangıçta halka açık olarak kurulan, ya da sonradan halka açılan ÅŸirketler baÅŸarı kazanıp güçlendikçe, bunların hisse senetleri piyasada aynı esnaf tarafından alınıp satılmaya baÅŸlandı. Daha önce kapalı aile ÅŸirketi olarak kurulan pek çok ÅŸirket de ölümler ve veraset yoluyla kapalı olmaktan çıktı. 1970′li yıllarda bazı büyük holdingler halka açılmanın avantajını görerek 2-3 bin ortaklı büyük ÅŸirketler kurdular. Hatta mevcut holdinglerine paralel yeni yatırım holdingleri tesis ettiler.Bu konu kısa zamanda dejenere edildi, ama o dönemden bugüne gerçekten faydalı ve baÅŸarılı pek çok halka açık ÅŸirket kaldı.
Aynı tarhilerde görülen yurt dışına işçi akımı da Anadolu’nun çeÅŸitli köşelerinde pek çok işçi ÅŸirketlerinin kuruluÅŸunu beraberinde getirdi. Yazık ki bu ÅŸirketlerin bazısı mahali esnaf ve eÅŸrafın yönetiminde kalarak baÅŸarılı olamadılar. fakat “bir holding + bir banka + 1000 küçük ortak” formülü genelde baÅŸarılı olmuÅŸ ve sermaye piyasasının bugünkü düzeyine gelmesinede yardımcı olmuÅŸtur.
Bu arada Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın da hisse senedi piyasasının oluÅŸmasına katkısını unutmamak gerekir. Bu banka, kuruluÅŸta iÅŸtirak ettiÄŸi ve dış kredi saÄŸladığı ÅŸirketler kuruluÅŸ dönemi tamamlanıp kâra geçtikten sonra, portföyünü hisse senetlerini primli fakat makul bir fiyata halka satmak suretiyle hem sermaye piyasasına kaynak saÄŸlamış, hemde zaman zaman likide ettiÄŸi fonlara yeni kuruluÅŸları desteklemiÅŸ ve kendisi kâr saÄŸlamıştır.
Türkiye’de sermaye piyasasının geliÅŸmesinde tasarruf bonoları, yatırım holdingleri, işçi ve hemÅŸehri ÅŸirketleri T.Sınai Kalkınma Bankası’nın çalışmaları baÅŸlıca kilometre taÅŸlarını teÅŸkil eder. Bunlara 1979-82 yıllarına damgasını vuran bankerler olayınıda eklemek gerekir.
Bankerler olayı aslında bir gelişme basamağı değil, suni bir olaydır. Halkın ilgisini bankacılık sektörü dışına ve faize dönük menkul kıymetlere çekmişi fakat sonuçları itibari ile sermaye piyasasına önemli zararlar vermiştir. Bu bakımdan ileride daima ibretler hatırlanması gereken bir olaydır.
Bankler olayının baÅŸlıca sebebi o yıllarda görülen hiper enflasyondur. Yüksek enflasyon, mevduat ve tahvil faizlerini negatif gelir halini getirmiÅŸtir. Zamanın mevzuatı, mevduat ve tahvil faizlerinin enflasyon düzeyine çıkarılmasına engel olduÄŸu ve birincil satışları daima gelir yönünden enflasyonun gerisinde bıraktığı için tahvil ve mevduat sertifikası satışları ikinci piyasaya intikal etmiÅŸ ve ikincil piyasada mantar gibi bankerlerin bitmesine sebep olmuÅŸtur. O dönemde tahvil ihracına yanlız bankalar aracılık edebiliyorlardı. Bankaların tahvil ihracına iliÅŸkin esasları Merkez Bankası belirliyordu. Bankalar Merkez Bankası’nın sıkı denetimi altından bulunduÄŸundan, belirli faiz oranlarının üstüne çıkılamıyordu. Enflasyonun %60′ı aÅŸtığı sıralarda resmi tahvil faiz oranı brüt %28′ de kalmıştı.O dönemde henüz sermaye piyasası kanunu mevcut olmadığından gayet serbest ÅŸekilde çalışıyorlardı. 100o liralık tahvili banka giÅŸesinden sözde 1000 liraya alıp 800 liraya satıyorlardı. Aradaki farkı ve kendi komisyonlarını tahvili çıkaran ÅŸirketden finansman masrafı altında tahsil ediyor ve bunun için fatura bile kesebiliyorlardı. Daha sonra çıkarılan mevduat sertifikalarıda aynı akibete uÄŸradı.
Bankaların tahvil ve mevduat sertifikalarına uygulayabilecekleri faiz oranlarının hükümetçe belirlenmesi, fakat bankerlere bu tip kısıtlamalar uygulanmaması bankalar ve bankerler arasında ikinciler lehine haksız rekabet yaratmıştır.Kendi gişelerinden hiçbir zaman o kadar büyük mevduat toplamayacak olan bazı küçük bankaların bankerler eliyle sertifika satışı suretiyle bünyelerinin kaldırabileceğinden çok fazla mevduat yükü altına girmelerine yol açılmıştır.
Böylece, bir hamlede toplanan milyarlar akıllıca klase edilememiş ve büyük kısmı batak hale gelmiştir.Bu da, bankaların yaptığı işlerin uzman kadrolara sahip olmayan kuruluşlarca yapılamayacağını göstermiştir.
2.2.Menkul Kıymetler Borsaları
Menkul Kıymetler Borsası kuruluşlarındaki yasal özellikleri açısından başlıca iki ana gruba ayrılmaktadır;
a) Devlet Borsaları
Genellikle bir kanunlar kurulmakta ve borsanın yönetimi resmi aracıların oluÅŸturduÄŸu kurallara bırakılmaktadır.Kara Avrupası’ndaki menkul kıymetler borsaları bu tipin örnekleri olarak gösterilir.
b) Özel Borsalar
Borsa, üyeleri tarafından kurulan ÅŸekli bir anonim ÅŸirket statüsündedir.Bunların kâr amacı yoktur ve esas itibari ile bir mesleki kuruluÅŸ niteliÄŸindedir.Bütün anglo – sakson ülkerindeki menkul kıymetler borsaları bu türün örnekleri sayılabilir. Ancak Hükümetler sonradan çıkardıkları kanun veya kararname gibi yasal belgelerle borsalara bir resmiyet verirler.
Bir de karma nitelikli borsalar vardır. Bu tür borsalar, kısmet devlet borsası gibi resmi ve kısmel özel borsalar gibi yarı resmi nitelik taşırlar. ÖrneÄŸin, İtalya’daki menkul kıymetler borsası bir kanunlar kurulmasına raÄŸmen, idari açıdan ticaret odasına baÄŸlanmak suretiyle mesleki bir kuruluÅŸ hüvviyetini almıştır.
Menkul değerlerin alım-satımı ile ilgili bütün işlemler borsalardan geçmez.
“Over-the-Counter Markets”, organize bir borsa dışında yapılan iÅŸlemleri gösteren bir terim olmuÅŸtur. Bu piyasa gevÅŸek ve gayri resmi olmasına raÄŸmeni, örneÄŸin bütün Amerika’ya yayılmıştır. Borsa dışı iÅŸlemlerin de araya giren satıcıların tabi olduÄŸu kurallar nedeniyle ciddi bir alış-veriÅŸ olduÄŸunu unutmamak gerekir. Burada önemli olan nokta menkul deÄŸer alım-satımının niçin borsa dışında yapıldığı sorudur. Åžu iki halde menkul deÄŸer alım-satımı borsa yapılmaktadır;
a) Borsa dışı bir işlem, alıcı ve satıcıya borsa masraflarından kurtulmak gibi bazı kolaylıklar sağlıyabilir. Bu halde alıcı ve satıcı karşı karşıya gelip işlemi gerçekleştirirler.
b) Bazı menkul değerlerin pazarlanma şansı yoktur. Bunlar organize bir pazarda ( örneğin menkul kıymetler borsasında) işlem göremezler. Bu takdirde , bu tür menkul değerler borsa dışında alım-satıma konu olur.
Özellikle Amerika ‘da borsa dışı piyasa, Amerikan mali piyasasının önemli bir bölümünü oluÅŸturur ve bu piyasaya vazgeçilmez bir hizmet sunar. Borsa dışı iÅŸlemler de, niteliÄŸi açısından organize piyasalar kadar önemlidir. Fakat, bu piyasa borsalar kadar düzenli sayılamaz. Bugün için Amerika’ da borsa dışı iÅŸlemlerin hacmini ölçmek olanaksız ise de, bunların yüksek meblalara ulaÅŸtığı bir gerçektir. Borsa dışı piyasa da genellikle borsaya kote olmayan menkul deÄŸerler, devlet tahvilleri ve yeniden ihraç edilmiÅŸ menkul deÄŸerler gibi üç tür kıymetli evrak iÅŸlem görmektedir.
Menkul Kıymet Borsası’nın tarihçesini dünyada ve Türkiye’ de olmak üzere kısaca gözden geçirmekte yarar görüyoruz.
